uzun süren bir yorgunluk, giderilememiş çaresizlik,uzatmaları oynadığınız bir mutsuzluk sürecinde gözyaşları dökmek ağlamanın sebeplerinden olabilir. ağlamak ne yapacağını bilmeyenlerin yüzlerine su serpen son çaredir.
ağlama bittiğinde, yine yorgunluk, yine çaresizlik, yine mutsuzluk olur belki ama bu kez gözyaşları ile tescil edilmiştir. ağlamak, gözlerin açlığıdır. gözgöze değeceği bir kalbe olan özleme belki de.
en güzel ağlamak ise yüreği yüreğine değen birine sarılmış rahatça hıçkırırken gözlerin pınar olmasıdır.
kimi zaman karşındakini üzmemek için, zamanla sadece akan gözyaşlarını hızlıca temizleyip yanındakine dönüp gülümseyebilmeyi ve kimseye hissettirmemeye çalıştığımız eylemdir işte ağlamak.
bilmiyorum belki de gözyaşlarımızın yoğunluğu o kadar çok artıyor ki vücudun içinde tutacak dermanı kalmıyor. bilinç ve duygular birlikte yoğunlaşıyor ve vücut ağlıyor.
ağlarken bir garip oluyorum ben. zihnimden geçenler yansımaya başlıyor gözlerime. gözümüm etrafında sıvılar birikiyor ve gözlerim parlıyor o yüzden. gözümün renkli kısmının ortasında ki kara bölgede bir şeyler alev alev yanmaya başlıyor. o alevlerin sebebi ölüm, aşk, özlem olabiliyor. ne olursa olsun sebep gün gibi açığa çıkıyor işte o an.
gözyaşı tuzludur. bu yüzden gözün beyaz kısmı gözyaşı miktarı arttıkça kızarmaya başlar. ve göz en güzel halini alır. gözün siyah kısmı parlar, beyaz kısmı hafif kırmızı ve dışını bir kumrallık kaplar. olaylar tamamen duygusallık endekslidir.
ağlarken yukardan aşağıya doğru hissiyat dağılmaya başlar. o arada zihin bulanır, dudaklar açılır ama ses çıkamaz. başarabilen olursa can yakan,inceden ve derinden mırıltılar duyulur. ben ağlarken hiç konuşamadım mesela, belki de ağlarken konuşmayı beceremiyorumdur. ama zaten dudak oynatarak konuşsakda karşımızdaki bizi çok rahat anlayabilir zihniyle.
sonra gözyaşı alt tarafta iyice biriktikten sonra, sınırı aşmaya yeltenince görüntü bulanıklaşı verir. sürecin işlemesi için sadece gözün kırpılması gerekmektedir o an. ama kırpmamak gerek gözü o an. gözyaşına müdahale edilmemeli, kendi kendine süzülmelidir yanaktan.
merak etmeyin göz yaşı güçlüdür. sınırı aşar ve yanaktan kavis yapa yapa iner aşarı. bir damla gözyaşı korkusuz bir şekilde yanak yolundan ilerlemektedir. belki de insan oğlunun görüp görebileceği en samimi görüntü budur. gözyaşının yolculuğu manevi olarak uzun, maddi olarak kısa sürer ama.
yanakta hafif bir ıslaklık kalır. silseniz de kendiliğinden kurumaya bıraksanız da, iz halinde nem kalır. gözyaşı bu yapışkan ve tuzlu işte.